2017’nin ardından 2018’e de nihayet girdik. Öyle yada böyle bütün bir senenin hesabını yapmak gerek. “Bir insanın hastalığı bazen toplumun hastalığı olabilir.” yazıyor “Zindandan Notlar” kitabında Aliya. Burdan benim de kendi hesabıma çıkardığım bir hastalık veya alışkanlık var ki o da Infinite Scroll.
Peki nedir bu Infinite Scroll? Aslında hepimizin her gün kullandığı genellikle sosyal medya uygulamalarında karşılaştığımız bir olaydır. Misal olarak Facebook’ta gezindiğinizde aşağı doğru bitmek bilmeyen içeriğin içerisinde boğulursunuz ya hah işte o infinite scroll. Geldikçe gelen, aktıkça akan. Ve saçma sapan içeriklerin oluşturduğu bilgi bombardımınana tutuluyoruz. Ve saçma sapan olmasına bu bilgilerin hiç bir işimize yaramayacağını bildiğimiz halde neden sürekli bunlarla iştigaliz?
Çünkü iletişim, insan yaşamında bir türlü dürtü olarak doğuyor. Ve beyin de sürekli öğreneceği bir şeyler istediğinde de kendimizi sosyal medyada gömülü bulmamız kaçınılmaz oluyor. Anlık mutluluk hissi verse de bilinç altına yerleşen binbir türlü zararın farkında değiliz. O zararlardan birisi de sabırsızlık ve acelecilik.
Diğer ve benim için en önemli zararı da zaman. Zaman, bildiğimiz gibi insanın en önemli hazinesi. Telafisi olmayan, su gibi akıp gittiğini farkedemediğimiz bir mefhum. Infinite Scroll aktıkça akan özelliği ile Las Vegas’daki kumarhane ve eğlence merkezlerinin yaptığını yapıyor. İnsanların vaktin geçip gittiğinden haberdar olmaması ve sürekli eğlenmesi, vakit geçirmesi için Las Vegas’daki kumarhane ve eğlence merkezlerinde saat bulunmaz.
Sosyal medya yönetim işleri haricinde bu yıl olabildiğince sosyal medyadan beri olmayı, fazla giriş yapmamayı düşünüyorum. Yapacağım teknik hesaplarımı kapatmaktan ziyade ihtiyaç duymayacak şekilde mental olarak kendimi uyarmak.
Ne demiş Ahmet Hamdi Tanpınar:
Ne içindeyim zamanın, Ne de büsbütün dışında; Yekpare, geniş bir anın Parçalanmaz akışında.